Kitap hakkında
geride bıraktığım on iki yılın özeti gibiydi:
Kalabalık bir ortamda göğe yükselmeye başladım;
kanatlarımı açmış süzülüyordum. Harika bir duyguydu.
İnsanların olduğu yerlerden uzaklaştım.
Yüksekteyken aşağı baktığımda tarlalar vardı;
ekilmemiş, boş, kızıl topraklar...
Uçmanın tadını çıkarıyor, kendimi çok mutlu hissediyordum.
Ne yazık ki bu uzun sürmedi.
Vücudumda bir ağırlık hissettim,
ağır ağır boş tarlalara düşmeye başladım.
Kızıl ve ıslak çamurlu topraklara yaklaştığımda,
kazılmış insan boyundan yüksek, yaklaşık iki metre genişliğinde
bir çukurun içine düştüm; istemesem de…
Bu kez bende korku ve oradan çıkma isteği vardı,
ama çamurlu toprak yüzünden çıkamıyordum;
tüm çabalarım çaresizdi.
Fakat akarsu yol bulur, açar, pislik tutmaz, engel aşar.
“Hücrelerimiz gibi ben de yenilenirim,” dedim.
Kitaptan bir bölüm
Yumuşak taraflarımız, kulaklarımıza hoş gelen, ruhumuza huzur veren notalar gibi doğadan. Kelebekten, arıdan, çiçeğin yaprağından... Şiir yazmak... Dünya bir okul, düzden okumak... Ne mutlu, her telkini sebepleriyle doğru bir şekilde anlatan büyük okul. Dünya iyi yetiştirir, ancak öğretim dünyası dışında tutuyor, sertleştiriyor.
