Kitap hakkında
Florence Scovel Shinn'i ilk okuyan çoğu insanın verdiği tepki aynıdır: Bu kadın nasıl bu kadar rahat konuşuyor?
Çünkü o bir din adamı ya da filozof değildi. Philadelphia'nın köklü ailelerinden birinde doğmuş, mesleğe ressam ve kitap illüstratörü olarak başlamış bir kadındı. Yani hayatını insanları çizerek kazanmıştı; sonra insanları anlatmaya başladı. Kitaplarındaki her şey — sekiz dolarıyla gelen kadın, kaderin kapısının çivilenip açık bırakıldığını duyunca yerinden fırlayan adam, bayram günü karamsarlığa kapılan tezgâhtarlar — gerçek insanlardan, gerçek derslerden çıkmıştır. Shinn'in tek bir cümlelik soyut açıklaması yoktur ki hemen ardından "Örneğin:" diye başlayan bir hikâye gelmesin.
Öğretisinin çekirdeği tek bir iddiadır: Söylenen söz nedendir. Ağzınızdan çıkan cümle havada dağılmaz; bilinçaltınıza bir resim çizer, o resim de er ya da geç dışarıda karşınıza çıkar. Bu yüzden Shinn için gevezelik masum değildir. Bu yüzden bu cilde Söz Uçmaz adını verdik.
Elinizdeki kitap, Shinn'in dört eserini bir araya getiriyor. Hayat Oyunu ve Onu Oynama Sanatı (1925) öğretinin bütününü kuran ana metindir. Sözün Sihirli Değneğindir (1928) bir olumlamalar kitabıdır; para, iş, sevgi, korku, yolculuk — hangi durumda hangi sözün söyleneceğini konu başlıklarına göre sıralar. Başarıya Açılan Gizli Kapı (1940) Shinn'in en olgun kitabıdır; ölümüyle aynı yıl çıkmıştır. Sözün Büyüsü (1945) ise geride bıraktığı notlardan derlenmiştir — yani bu ciltteki son sözler, yazarının kendi elinden çıkmış ama kitaplaşmasını göremediği sözlerdir.
Türkçede Shinn'in kitapları tek tek, çoğu zaman kısaltılmış olarak yayımlandı. Bu cilt dördünü de tam metin olarak, İngilizce asıllarıyla karşılaştırılarak veriyor.
Bir de dipnotlar var. Shinn 1920'lerin ve 30'ların Amerikası'nda yazıyordu ve okuruyla ortak bir dünyası vardı: Üçlü Taç'ı kazanmış bir yarış atı, o yıl gösterime giren bir film, radyoda herkesin tanıdığı bir kukla, Kitabı Mukaddes'ten alınmış ve dönemin okurunun tamamlayabildiği yarım cümleler. Bu göndermeleri bugünün Türkiyeli okuru için açtık; metnin akışını bozmadan, sayfa altında.
Son olarak dürüst bir not: Bu kitaplar yüz yıl önce yazıldı ve dönemlerinin dünya görüşünü taşıyorlar. Shinn'in hastalıkla ilgili bölümleri çağının fikirlerini yansıtır; tıbbi tedavinin yerine geçmez, geçmesi de amaçlanmamalıdır. Bu cildi bir reçete olarak değil, hem bir düşünce tarihi belgesi hem de dikkatin, beklentinin ve dilin insan hayatındaki payı üzerine hâlâ işleyen pratik bir kitap olarak okumanızı öneriyoruz.
Shinn'in kendi tavsiyesi de zaten buydu: İçinize en çok işleyen sözü seçin ve karşınıza çıkan durumun üzerinde sallayın.
Kitaptan bir bölüm
Gelgelelim bu oyun, ruhsal yasayı bilmeden başarıyla oyna-namaz. Eski ve Yeni Ahit, oyunun kurallarını hayranlık verici bir açıklıkla ortaya koyar. İsa Mesih bunun büyük bir Verme ve Al-ma oyunu olduğunu öğretti.
“İnsan ne ekerse onu biçer.” Yani insan sözle ya da eylemle ne gönderirse o kendisine döner; ne verirse onu alır.
Nefret verirse nefret alır, sevgi verirse sevgi; eleştirirse eleşti-rilir, yalan söylerse kendisine yalan söylenir, hile yaparsa aldatı-lır. Bize öğretilen bir şey daha var: Hayat oyununda başrolü ta-savvur yetisi oynar.
“Her şeyden önce de yüreğini koru, Çünkü yaşam ondan kaynaklanır.” (Süleyman’ın Özdeyişleri 4:23) Yürek, yani hayal gücü.
Bu şu demek: İnsan neyi tasavvur ederse er geç onu dışarı-da, kendi işlerinde bulur. Belli bir hastalıktan korkan bir adam tanırdım. Çok ender görülen, kapması güç bir hastalıktı; ama adam onu durmadan gözünün önüne getirdi, üstüne okudu da okudu, sonunda hastalık bedeninde belirdi ve adam kendi çarpık hayal gücünün kurbanı olarak öldü.
Demek ki hayat oyununu iyi oynamak için tasavvur yetisini eğitmek gerekiyor. Yalnızca iyiyi tasavvur etmeye alışmış bir kişi, “yüreğinin bütün doğru dileklerini” hayatına çeker: sağlık, servet, sevgi, dostlar, kusursuz kendini ifade, en yüce idealler...
Hayal gücüne “Zihnin Makası” denmiştir; gerçekten de günbegün keser durur; insanın orada gördüğü resimleri keser ve insan er geç kendi elinden çıkmış bu resimlerle dış dünyada yüz yüze gelir. Hayal gücünü eğitmek isteyen, önce kendi zihninin nasıl işlediğini anlamalıdır. Yunanlılar boşuna “Kendini bil,” de-memiş.
Zihnin üç katmanı vardır: bilinçaltı (subconscious), bilinç (conscious) ve üstbilinç (superconscious). Bilinçaltı, yönü olma-yan salt güçtür. Buhara ya da elektriğe benzer; kendisine ne buy-rulursa onu yapar, kendi başına çıkarım yapmayı bilmez.
